![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 10-11-08
Mesaj Sayısı : 2.046
Ettiğin Teşekkür: 4.977
Edilen Teşekkür: 3.863
|
[Üye olmadan linki göremezsiniz... Alevivizyon.net'e Üye olmak için tıklayınız...] Davut Sulari 1925-1985. Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde doğdu. Asıl adı Davut Ağbaba’dır. İlkokulu Çayırlı'da okudu. 17 yaşında bade içerek aşık oldu. Tasavvuf şairi olan dedesi Kaltık Mehmet Ağa’dan ilk bağlama, şiir ve türkü derslerini aldı. Paşa Doğan adlı akrabasından da aşıklık geleneği ve bağlama konusunda yardım gördü. O dönemden sonra çalıp söyledi. Konya Aşıklar Bayramının oluşturulmasında emeği geçen Sulari, 4 yıl kadar Ankara ve İstanbul Radyolarında usta bölge sanatçısı olarak çalıştı. Türkü, atışma, güzelleme dallarında büyük bir yeteneğe sahipti. Özellikle Alevi kökenli aşıklar içerisinde atışma alanında farklı bir yeri olan Sulari'ye bu özelliği, türkülerindeki zenginliğin gelişmesinde önemli katkı sağladı. Türkiye’nin birçok yerini at sırtında gezerek her gittiği yerde türküler, güzellemeler söyledi. Uzun yıllar çeşitli Avrupa ülkelerinde de dolaşan Sulari, kendine özgü türkü söylemesiyle birçok insanı etkiledi ve kendine özgü bir biçim oluşturdu. Ayrıca Daimi (1932-1983), Beyhani (1933-1971), Kelkitli Serdari gibi birçok aşığa ustalık yaptı. Aşık Reyhani ile birlikte Türkiye’nin çeşitli yerleri dışında, İran, Irak ve Suriye’yi dolaşarak çalıp söyledi. Özellikle 1970'li yıllarda ise çeşitli Avrupa ülkelerinde uzun süre dolaşarak konserler verdi. Davut Sulari alışılagelmiş bir aşıklar meclisi sırasında Erzurum’da öldü ve Çayırlı'da toprağa verildi. Vardım kırklar kapısına Baktım cennet yapısına Tapmışam hak kapısına Evel Allah ahir Allah Dönemem estağfurullah Bendeyem Allah eyvellah İmanım amentu billah Pir elinden içtim dolu Öğrendim erkanı yolu Emnüyette mümin kulu Evel Allah ahir Allah Dönemem estağfurullah Bendeyem Allah eyvellah İmanım amentu billah Davut Sular canlar canı Mevlana Mahmut hayranı Pirimdir Veysel Karani Evel Allah ahir Allah Dönemem estağfurullah Bendeyem Allah eyvellah İmanım amentu billah Davut Sulari Bugün Bayram Günü Derler
__________________
" Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez." e.e.cummings |
|
|
|
| kızılcan Üyemize teşekkür eden: 4 Can |
|
|
#2 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 10-11-08
Mesaj Sayısı : 2.046
Ettiğin Teşekkür: 4.977
Edilen Teşekkür: 3.863
|
![]() Aşık Daimi 1932 - 17 Nisan 1983. İstanbul’da doğdu. Asıl adı İsmail Aydın’dır. Dedelerinin ikisinin de saz şairi olmasının etkisiyle küçük yaşta bağlama çalmasını ve aşıklık geleneğini öğrendi. Ancak ilk ustası Aşık Davut Sulari’dir. Yaklaşık 10 yaşında Davut Sulari’nin yanında çıraklığa başlayan Daimi, 2,5 yıl kadar birlikte dolaşarak geleneğe, şiire ve türküye ilişkin bilgisini pekiştirdi. Aşık Daimi, 1950 yılında İstanbul’dan ayrılarak Tercan’a yerleşti. Özellikle bu yıllar, yörede duyulduğu ve sevildiği dönemdir. Aynı zamanda kendisinin de aşıklık geleneğini yörede pekiştirmesine fırsat oldu. 1962’den sonra yeniden İstanbul’a dönen Daimi ölümüne dek orada yaşadı. Geçmişi dolayısıyla Tercanlı Daimi olarak anıldı. Önceleri usta malı türküler söyleyen Aşık Daimi daha sonra kendi deyişlerine ağırlık verdi. 1948 yılında »Bir seher vaktinde indim bağlara« dizesiyle başlayan ilk türküsünü yazıp müziklendiren ve yaşamı boyunca arşivlere yüzlerce türkü kazandıran Aşık Daimi, TRT tarafından açılan sınavı kazanarak kaşeli sanatçı oldu. Özellikle yaşamının son 20 yılında birçok genç aşığı etkiledi. Uzun yıllar birçok sanatçı ve aşığa bağlama dersleri verdi. Şiirlerinde sevgi, doğa ve her türden ayrımcılığı eleştiren, insan öğesini öne çıkaran konuları işledi. Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde konserler verdi, birçok kaset doldurdu. Yadigar Aydın Orhan tarafından hazırlanan Daimi’nin tüm şiirleri/türkülerinin toplandığı kitap »[Üye olmadan linki göremezsiniz... Alevivizyon.net'e Üye olmak için tıklayınız...]« (1999) adıyla yayımlandı. Haydar'ı GördümKandilden içeri bir nihan iken İşte ben o zaman Haydar'ı gördüm Cihan derya iken gök derya iken İşte ben o zaman Haydar'ı gördüm Yetmiş yıl havada döndüğü zaman Tutuşup kanadı yandığı zaman Cebrail kubbeye konduğu zaman İşte ben o zaman Haydar'ı gördüm Selman'ın carına yettiği demde Süleyman'ın elin tuttuğu demde İfriti ummana attığı demde İşte ben o zaman Haydar'ı gördüm Daimi'yim demden deme göçünce Aşıklara nurdan libas biçince Kırkların ceminde engür içince İşte ben o zaman Haydar'ı gördüm Aşık Daimi Anılarda Kalanlar Nostalji
__________________
" Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez." e.e.cummings |
|
|
|
| kızılcan Üyemize teşekkür eden: 3 Can |
|
|
#3 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 10-11-08
Mesaj Sayısı : 2.046
Ettiğin Teşekkür: 4.977
Edilen Teşekkür: 3.863
|
Hüseyin Turan 1969'da Tercan Beykonak (Komzun)'da dogdu. 6 yasinda ailesiyle birlikte Izmir`e yerlesti ve Ege Üniversitesi Konservatuar Bölümü’ne varan egitimini burada tamamladi. Sonraki yillarda ayrilmaz bir parçasi haline gelen baglamayla lise yillarinda tanisti. Baglamayla birlikte halkoyunlarina ilgi duydu ve bu alanda egitim aldi. Katildigi halkoyunlari yarismalarinda 3 Türkiye Birinciligi, 1 Dünya Birinciligi elde etti. Müzikal yasamina üniversite yillarinda agirlik verdi ve tarz olarak halk müzigini seçti; nitekim bu onun duygu dünyasina en yatkin müzik türüydü. Okumakta oldugu 9 Eylül Üniversitesi Isletme Bölümü’nü birakip Ege Üniversitesi Türk Müzigi Konservatuari Temel Bilimler Bölümü’ne girdi. Burada baglamanin yanina tari da koydu ve ikisini çoksevdi. Koservatuarda okurken bir grup arkadasiyla birlikte Grup Laçin’i kurdu. Bu beraberlik 6 yil sürdü. Altinci yilin sonunda gruptan ayrildi ve ilk solo albümü olan “Hüseyin Turan”i 1997 yilinda çikardi. Ardindan 2000 yilinda “Aklima Düstü Gözlerin”, 2002 yilinda “Turna Sesi” adli albümlere imza atti. Son albümü “Hosgeldin” ise 2004 Mart ayinda dinleyenleriyle bulustu. Ve onun için yapilan en iyi tanim’i Fikret Oytam yapti: “Hüseyin Turan’i dinlemek mutluluktur bu can için...” Hüseyin Turan & Yarin Olayım
__________________
" Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez." e.e.cummings |
|
|
|
| kızılcan Üyemize teşekkür eden: 3 Can |
|
|
#4 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 10-11-08
Mesaj Sayısı : 2.046
Ettiğin Teşekkür: 4.977
Edilen Teşekkür: 3.863
|
![]() 04/09/1974 Ankara doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamlamıştır. Aslen Erzincan Tercanlı'dır. Müziğe olan ilgisi çocuk yaşlarda başlamıştır. 1994 yılında halk dansları grubuyla çalıştığı dönemde müzikle profesyonel olarak ilgilenmeye başlamıştır, akabinde halk dansları eğitmeni olarak çalışmıştır. 1994 yılında Mustafa Özarslan'la tanışmasının ardından Grup Çığ'ı oluşturdular ve 2005 yılında bireysel olarak çalışmaya karar verdiler. Oğuz AKSAÇ'ın zamanının büyük bir bölümü müzik ile geçmektedir. Türkü ve şarkı alanında bir çok bestesi olup, şimdiye kadar hiç birini albümlerinde kullanmamıştır. Ancak önümüzdeki çalışmalarda bestelerini hayranlarıyla tanıştırmayı düşünmektedir. 11/03/2005 tarihli OĞUZNAME albümünün çalışmasının ardından konserler aracılığıyla kitlelere buluşmaya başlamıştır ve hala dinleyicileriyle buluşmaya devam etmektedir. Oguz Aksaç & Adıyaman Türküsü
__________________
" Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez." e.e.cummings |
|
|
|
| kızılcan Üyemize teşekkür eden: 2 Can | Kral Çıplak (04-05-09), MuNZuR (03-05-09) |
|
|
#5 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 10-11-08
Mesaj Sayısı : 2.046
Ettiğin Teşekkür: 4.977
Edilen Teşekkür: 3.863
|
![]() Gülcan Kaya Gülcan Kaya'yı kendi ağzından dinleyelim: Erzincan'ın Tercan ilçesine bağlı Doluca (Orta Kom) Köyü'nde 1967 yılında doğdum. Köyümüzde yedi yaşıma kadar kalabildim. Ancak burada geçirdiğim yılların hayatımın en güzel, en özgür yılları olduğunu söyleyebilirim. Halk türküleri ile tanışıklığım da hatırlayamayacağım kadar küçük yaşlardadır. Çünkü türküler köy yaşantısının her anında yer almaktadır. Neredeyse köydeki bütün erkekler bağlama çalıp türkü söylerdi. Bunun dışında kendi yaptıkları kavalı ve meyi çalanlarda vardı. Babamda bağlama, kaval ve mey çalardı. Sesi çok güzeldi. Kadınlara gelince, onlar yaptıkları her işi sanki kutsal kılmak için bir türkü söyleyerek süslüyorlardı. Benim böyle bir ortamda doğmam sanırım hem türkülere ilk adım, hem de büyük bir şanstır. Ailemin kültür kökenlerinin de yapığım müziği etkilediğini düşünüyorum. Atalarımızın Ahmet Yesevi'nin kardeşi Şah Hasan'ın torunları olduğu, önce Horasan'a oradan Tunceli, ardından Erzincan'a yerleşmiş Alevi Türkmenlerden olduğu bilinmektedir. Türkü söylemek bizim için yemek yemek, nefes almak, uyumak gibi doğal ve gerekli bir şeydi. İbadet ederken, ekmek pişirirken, tarlada, bahçede, düğünde, bayramda hayatın her alanında türkü söylenirdi. Bir de radyonun köylere yeni ulaştığı zamanlardı o yıllar. Köyde bir tane radyo vardı. herkes rahat duyabilsin diye, o radyo köyün en çağdaş yapısı olan çeşmenin üzerine özenle yerleştirilir, büyük zevkle dinlenirdi. Yurttan Sesler, Muzaffer Sarısözen, Neriman Tüfekçi, Nida Tüfekçi, Muzaffer Akkün, Ali Ekber Çiçek, o yıllarda radyodan duyup öğrendiğimiz isimlerdi. Okul çağına gelince köyden de ailemden de ayrılmak zorunda kalmıştım. Köyde okul olmadığı için annem ve babam beni İstanbul'daki amcamın yanına göndermeye karar verdiler. Küçücük köyümden koca İstanbul'a gelmiştim. Benim için ailemden ve saatlerce derelerinde, çeşmelerinde oynadığım, çimenlerinde yuvarlandığım, ışıl ışıl güneşin altında çamurdan güveçler, ekmekler yaptığım o özgür günlerimden ayrılmak çok zor olmuştu. İlk okul 2. sınıfta öğretmenimiz arada bir tanımadığım bir çalgı çalıyor ve onunla bize şarkılar söylüyordu. Bu çalgının adının gitar olduğunu daha sonra öğrendim. O günlerden aklımda kalan, hâla söylediğim şarkılardan birinin sözleri şöyle : Bu dünyada ne varsa onu yapan emektir Emek doğruluk demek çalışkanlık demektir Gel emeği övelim türküler söyleyelim İnsanı insan eden kutsal emek diyelim Öğretmenimiz çaldığı saz farklıydı ama söylediği sözler bizim türkülerimizi çağrıştıyordu. İlk okul, orta okul ve lise yıllarında okuldaki korolarda, törenlerde bütün sosyal etkinliklerde yer alıyordum. Öğretmenlerim sesimi çok beğeniyor ve bu alanda eğitim almamı öneriyorlardı. Bende yeni çıkan türkü albümlerini yakından takip ediyordum. Öğrendiğim türküleri, deyişleri, uzun havaları aile toplantılarında söylüyordum. Beğenilerin artması beni yüreklendiriyordu. Sonunda 1991 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı sınavlarına girdim. Üç ayrı bölümü birden kazanmıştım, ses eğitimi bölümüne kaydımı yaptırdım. Okul benimde çok farklı ufuklar açmıştı. Müzik okur yazarı olmayı, halkın ürettiği değerlere bilimsel açıdan bakmayı öğrenmek, hem önemli hem zevkliydi. Alanında çok önemli hocaların öğrencisi olma şansına sahip oldum. Neriman Tüfekçi, Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin, Tülin Yatarçelik, Güher Güney, Ali Yılmaz, Süleyman Şenel, Selahattin İçli, kendilerinden yaralandığım hocalarımdır. Daha sonra bende yavaş yavaş TRT'de ses sanatçısı olma hayali oluştu. 1993 yılında yetişmiş sanatçı sınavını kazanarak İstanbul Radyosu'na girdim. Hem okula devam ediyor hem de radyoya gidiyordum. İstanbul Radyosu'da benim için hep önemli bir okul olmuştur. 1996 yılında konservatuardan mezun oldum. Ardından İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel Bilimler bölümünde yüksek lisans eğitimine başladım. <<Halk Türkülerinde kadının konumu>> konulu bir çalışma hazırlayarak 1999 yılında bu bölümden mezun oldum. Bu tezle, kadının Anadolu'daki sosyal yaşantısını, yerini ve toplumdaki önemini türküleri inceleyerek ortaya koymaya çalışmıştım. Ayrıca, türkü yakma geleneği içinde kadının rolünü saptamak istemiştim. Esas amacım, türkülerin ortaya çıkış nedenlerinin ve sözlerinin ardındaki sosyal gerçeklere dikkat çekmek, türkülerin aslında birer sosyal belge olduğunu vurgulamaktı. Aynı yıl, bizim konser programlarımızı görüntüleyen genç yönetmenlerimizden Ümmühan Kızıltepe hazırladığı yeni bir programı benim sunmamı önerdi. 19 bölümden oluşan ''Türküler Bizi söyler'' adlı programı sundum ve metinlerini hazırladım. 1999-2003 yılları arasında, Haliç Üniversitesi Konservatuarı Türk Müziği Bölümünde ''Repertuar ve Halk Müziği Bilgileri'' dersleri verdim. 2001-2002 yıllarında Açık Radyo'da ''Yer Demir, Gök Bakır'' adıyla ve ''Suskun Uygarlığın Ahenkli çığlığı'' sloganıyla iki yayın dönemi halk müziği programları yaptım. Bu programda çok değerli konuklar ağırladım. Yurt içi ve dışında çok sayıda konser, TV ve radyo programına katıldım. Gülcan Kaya Gülcan Kaya & Bahçada Gül Ağacı
__________________
" Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez." e.e.cummings |
|
|
|
| kızılcan Üyemize teşekkür eden: 2 Can | Kral Çıplak (04-05-09), MuNZuR (03-05-09) |
![]() |
| Etiketler |
| erzincan, müzik |
| Konuyu Toplam 12 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 12 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tunceli ( Dersimli ) Sanatçılar / Siyasiler / Ünlüler... | MuNZuR | Tunceli ( Dersim ) | 41 | 17-02-09 11:42 |
| Ali Balkız: Siyasiler bizi tanımlamasın | Bûşasb | Alevilik Güncel | 1 | 07-12-08 23:48 |
| Erzincanlı Gülizar Ana'nın Oğluna Mektubu :) | Bûşasb | Komik Yazılar | 2 | 01-12-08 21:19 |
| Dil Seçimi - Language Selection |
|
|
yeni oyunlar