![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 14-06-09
Mesaj Sayısı : 229
Ettiğin Teşekkür: 780
Edilen Teşekkür: 762
|
ÖZGÜRCE
bekirozgur60@hotmail.com HER ŞEY ALLAH’TAN Deprem olur Allah tan Fırtına, sel, su baskını Allah’tan Madende grizu patlar Allah’tan Doğum, ölüm, hastalık, sağlık Allah’tan Kaza, bela, hayır şer Allah’tan Rahmet, lanet, her türlü musibet Allah’tan Yeryüzünde olup bitenin bir “hikmeti ilahisi” vardır; yani her şey Allah’tan anlayışına, böyle bir tevekküle saplanmış kişi veya toplum; başına gelmiş ve gelecek olumsuzlukları, katlanılması zor sorunları kendisinin yarattığının farkına varamaz. Bütün bunları kadere bağlamasına karşın; yaşadığı iyiliği kendisinden bilerek övünen, kendisine kötülük yapana gücü yeterse hakkından gelmeye çalışan, gücü yetmeyecekse beddualarla Allaha havale eden zavallı kişilik bu anlayışıyla, kadere inanmadığının da farkında değildir. Kilise, Havra, Cami, Cem evi vb. ibadet yerlerinde cenneti kazanmaya çalışanlar, inandıkları kaderlerini “bu yalan dünyada” değiştirme telaşı içinde yalan dünyalıkları için, soyguncu politikacılara seçimlerde oy vermekteler. Üretken insan emeği dışında doğal zenginliği üstün coğrafi bir bölgede bulunan, yaklaşık bir asırlık Cumhuriyet Türkiye’sinin insanları; hala taş-kerpiç üstüne kurulu toprak damlarda yaşıyor, 6 şiddetinde bir depremde barınaklar yerle bir oluyor ve insanlar ölüyorsa, bu devlet ne için var? Devleti yönetenlerin görevi; “Ölenlere Allahtan rahmet dilemek, kalanlara başsağlığı mesajı yayınlamak” mı? Dünyadaki sismik hareketlerin en ince ayrıntısına kadar bilindiği, depreme dayanıklı konut yapımı için yeterli teknoloji ve malzemenin var olduğu günümüzde, 6 şiddetindeki bir depremin yol açtığı ölümlerin sorumlusu; “her şeye kadir Allah” değil; emeğiyle yarattığı ekonomik gücü elinden alınmış halk hiç değil. Elazığ depremi ve benzeri olayların sorumlusu devletin sorumsuz yöneticileridir. Bu sorumsuz güruh kadar, onların yalanına kanıp her seçimde oylarıyla onlara yetki veren, günlük yaşamında ahretle dünyayı iç içe yaşayan, kadere inandığını söyleyip, günlük çıkarcı ilişki ve çabasıyla, aslında inanmadığı kaderini değiştirmeye uğraşan bu toplumun kendisi; daha doğrusu bu toplumun önemli bir kesimidir. İnsansal yaşamda karşılaşılan doğal afetlerin doğanın tezahürü, çevresel ilişkilerde görülen kötülüğün kişinin kendinden kaynaklanan uyum yetersizliği, yaşanan toplumsal sorunlar içinde kendi kişisel payı veya katkısı olduğunu bilince çıkarmış kişilerden oluşan toplumun çözemeyeceği sorun, aşamayacağı engel yoktur. 9. Mart. 2010. Bekir Özgür. Konu Özgürce tarafından (09-03-10 Saat 02:39 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| Dil Seçimi - Language Selection |
|
|
yeni oyunlar