![]() |
| Alevi Tarihi Alevilerin Tarisel Surecleri, Katliamlar ve Olaylar |
|
| ||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
alikarul@mynet.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 06-11-08
Nereden: Rusya
Yaşınız: 41
Mesaj Sayısı : 2.251
Ettiğin Teşekkür: 6.647
Edilen Teşekkür: 3.403
|
ŞEYH BEDRETTİN
On dördüncü yüzyılda Mısır, Anadolu ve Balkanlardan Hakikat sırrının peşinde ömür harcayan muritlerin ,dervişlerin mutlaka ziyaret etmek istedikleri bir yerdi.Ünlü İskenderiye kütüphanesinin yakılmasının üzerinden tam bin yıl geçmişti.Ancak Mısır Turna Kuşu’nun vatanıydı ve o çağda Aleviler için bir özlem yeriydi.Ve hala kutsallığını koruyordu. On dördüncü yüzyılda Kaygusuz Abdal’dan evvel Mısır’ı ziyaret eden Alevi dervişler arasında en önde geleni ve en bilineni Ünlü Alevi Mürşidi Simavna Kadısı oğlu Şeyh Bedrettin’dir.Şeyh Bedrettin 1382-3 yılında, genç yaşlarında gittiği Mısır’da uzun yıllar kaldı.Burada gizlice varlığını sürdürmekte olan batini bir dergahta uzun yıllar eğitim gördü.Büyük sırlara erişti..Bir büyük mürşit ve bir eylem adamı olarak yurduna döndü. Varlığın bir olduğuna,yaratan ve yaratılanlar olarak ikiye bölünemeyeceğine,yaratanının tüm yaratılmışlarda ve -en görünür haliyle- insanda var olduğuna inanıyor.Öbür dünyayı reddediyor,cennet ve cehennemin bu yeryüzünde olduğunu savunuyor,ölümden sonra başka bedenlere yapılan ‘bin bir donda baş gösterme’ adı ile ifade edilen sonsuz gezintilerin yine bu yeryüzünde gerçekleşeceğini düşünüyordu. Yaşadığı çağın en büyük devrimcisiydi.İlerici ve mutlak eşitlikçiydi. .Müritlerine renk,dil,din ayırımı gözetmeksizin tüm insanlara aynı nazarla bakmalarını öğütlüyordu. Şeyh Bedrettin 1403 yılında Mısır’dan Anadolu’ya döndüğünde,Ankara savaşında (1402) Yıldırım Beyazıt’ı (1360-1403) yenerek Anadolu’yu ordularına yağmalatan Aksak Timur ordularını Anadolu’dan geriye çekmişti.Çubuk ovasında Timur’a esir düşen Beyazıt yedi ay sonra tutsaklığa dayanamayıp intihar etmişti.Osmanlı devleti ‘fetret devri’ni yaşıyordu. Ön Asya ve Balkanlarda büyük bir kargaşa ve belirsizlik hakimdi.Beyazıt’ın oğulları taht kavgasına tutuşmuşlardı.Ortada büyük bir iktidar boşluğu vardı.Her tarafta kol gezen çapulcu birlikleri baskınlarla soygunlarla halkı canından bezdirmişlerdi.Köylü Osmanlı’nın vergicilerinden kaçırdığı zahiresini buğdayını çetelere kaptırıyor,çetelerden sakladığı koyununa ,keçisine Osmanlı’nın memurları el koyuyorlardı.Anadolu ve Balkanlarda yoksulluk ve sosyal adaletsizlik doruklardaydı. ‘’Köylünün göz nuru zeamet alın teri timar idi. Kırık testiler susuz su başlarında bıyık buran sipahiler var idi. Yolcu,yollarda topraksız insanın ve insansız toprağın feryadını duyar idi’’ Nazım Hikmet Şeyh Bedrettin devrinin en önemli bilgini ve en saygı duyulan simasıydı .Yıldırım Beyazıt’ın oğullarından Musa Çelebi Şeyh Bedrettin’e çok ihtimam etti.Şeyh Bedrettin Musa Çelebinin iktidar yıllarında Edirne sarayında kazaskerlik görevinde bulundu.(Kazaskerlik Osmanlı’da devletin sosyal ve dini tüm hukuk uygulamalarından sorumlu ve bu alanlardaki tüm tayinleri ve denetimleri yapan mahkemelerden yukarıya taşınan uyuşmazlıkların da karara bağlandığı en üst idari görev birimidir.) Şeyh Bedrettin kardeşlerden Mehmet Çelebi’nin Ankara savaşından sonra sığındığı Amasya Alevi ocağının (bu ocak eski çağdaki Komana dergah devletinin ve Danişmendli devletinin ardılıdır)) da desteğini alarak, Bursa’da kendisini Padişah ilan etmesi ve ardından Balkanlara geçip Musa Çelebi ile tutuştuğu savaşta onu yenmesiyle Çelebi Mehmet tarafından ,Edirne sarayından İznik’te sürgüne gönderildi.Şeyh Bedrettin’in İznik’teki zorunlu iskan yılları uzun sürmedi ,büyük hayalini gerçekleştirmek amacıyla bir yolunu bularak Rumeli’ne geçti. Ben gayrı zuhur ve huruç edeceğim Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz. Ve kuvveti ilmi,sırrı tevhidi gerçekleştirip Biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını iptal edeceğiz. Şeyh Bedrettin İznik’ten ayrılıp Rumeli’ne ayak bastığı sırada Şeyhin sadık müritleri Börklüce Mustafa Aydın-Karaburun’da,Torlak Kemal de Manisa’da’’Musa-İsa- Muhammet şeriatı’’nın dayattığı kulluk ve kölelik düzenine karşı sosyal bir hareket başlattılar.Her iki hareket de Osmanlı güçleri tarafından ardı ardına kanlı bir sonla bastırıldılar(1419) Hep bir ağızdan türkü söyleyip hep beraber sulardan çekmek ağı, demiri oya gibi işleyip hep beraber, hep beraber sürebilmek toprağı, ballı incirleri hep beraber yiyebilmek, Yarin yanağından gayri her şeyde her yerde hep beraber diyebilmek için. On binler verdi,sekiz binini. Yenildiler Yenilenler top yekün kılıçtan geçirildiler.Halk arasında Dede Sultan olarak bilinen Börklüce Mustafa ağır işkencelere maruz kaldıysa da kendi doğrusundan geri dönmedi.’’Börklüce’ye uygulanan en müthiş işkenceler bile onu fikri sabitinden çeviremedi.Mustafa bir deve üzerinde çarmıha gerildi.Kolları yek diğerinden ayrı olarak bir tahta üzerine çivilendikten sonra,büyük bir alay ile şehirde gezdirildi.’’ Börklüce’ye bağlı olanların boyunları onun gözü önünde vuruldu.Börklüce’nin müritleri başarını cellada teslim ederlerken yüksek sesle aynı cümleyi tekrarladılar. -Dede Sultan yetiş. Torlak Kemal ve yandaşları da Manisa yakınlarında katledildiler .Ege bölgesinde bir birine bağlı olarak çıkan Alevi başkaldırılarının ağır şiddet kullanılarak bertaraf edilmesinden sonra Şeyh Bedrettin de Deliorman taraflarında tutuklandı. Kuruluşundan o güne kadar Osmanlı devleti varlığını Alevi zümrelerinden gördüğü himayeye borçluydu.Osmanlı Alevilerin geniş desteği ve rehberliği ile küçük bir beylik iken kısa sürede genişleyerek büyük bir devlete dönüşmüştü.Çelebi Mehmet Alevi zümrelerini karşısına almaktan çekindi,Politik bir manevra ile Şeyh Bedrettin’in katlini hazırlayan fetvayı Amasya’da bulunan Danişmend ocağına bağlı Mevlane Haydar adında bir Alevi soylusuna onaylattı. ‘’bir ulu Danişmend kişi kınalı sakalını ilhamı ilahiye eğip ‘Malı haramdır amma bunun kanı helaldir’ deyip halletti işi’’ Her ağacın kurdu kendi özünden olur.Şeyh Bedrettin 1420 yılında bir ihanet fetvası ile Serez çarşısında asılarak idam edildi. Kaygusuz Abdal ve Şeyh Bedrettin aynı çağda yaşadılar.Kesin olmamakla beraber Kaygusuz abdal 1340’lı yıllarda dünyaya geldi. Şeyh Bedrettin’in doğum tarihi ise 1360’lı yıllar olarak tahmin ediliyor.Şeyh Bedrettin 1382 yılında Kahire’ye ayak bastığında yirmili yaşlarındaydı.Burada eğitim gördükten ve yirmi yıl kadar kaldıktan sonra 1403 yılında yurda döndü.Bir müddet Konya ,Aydın ve İzmir dolaylarında bulunduktan sonra 1406 yılında Rumeli’ne geçti.Kaygusuz Abdal Şeyh Bedrettin’in yurda döndüğü yıl Mısır’a doğru yola çıktı. 1403-1404 yılında Kahire Kasr-ül ayni’de ilk dergahını kurdu. Onlar, aynı zaman diliminde, aynı coğrafyalarda, aynı yürek çarpıntısı içinde, aynı tutkunun girdabında fırtınalı yaşamlar sürdüler .Ardı ardına yaptıkları Mısır yolculuklarından önce birbirlerinden haberdar olup olmadıkları bilinmiyor. Şeyh Bedrettin ve Kaygusuz Abdal’ın yolları Seyh Bedrettin’in Mısır’a gittiği 1382 yılından sonra da kesişmedi, hiç karşılaşmadılar.Aydın-Karaburun’da,ve Manisa’da, Dede Sultan hunharca katledilirken,Torlak Kemal asılırken.Bedrettin’e gönül vermiş binlerce yiğidin başı vurulurken.ve Şeyh Bedrettin’in çıplak cansız çıplak vücudu Serez’in çarşısında yağmur altında sallanırken,Kaygusuz Abdal hayattaydı.Çok uzaklarda,Mısır’daydı. Kaygusuz Abdal ,’’o zulüm vaktini’’ bildi mi, duydu mu, gördü mü?O katlanılmaz acıyı yaşadı mı? Aydın Ortaklar’da yaşanan büyük kıyım üzerine,-Kaygusuz Abdal’ın ünlü bir nefesinin sözlerini yeniden düzenleyerek- yaktığı ağıtta Alevi ozan aşık Veli Kaygusuz Abdal’a şu dizelerle bu soruyu sual etti; Katardan ayrılan turna sürüler Her andıkça ümüklerim sızılar İrili ufaklı emlik kuzular Koçlar gider bizim Dede Sultan’a Baba Musa’mızdan almış ahtını Gördün mü Kaygusuz zulmün vaktini? Padişahlar tacı ile tahtını Yoklar gider bizim Dede Sultan’a Velim aydur dört dergahtan evveli Şeyh oğlu Bedrettin ,Bektaşi Veli Ortaklar adına didemin seli Çağlar gider bizim Dede Sultan’a Aşık Veli Aleviler ister kötü bir rüzgarın sürüklediği bir mahzun sürgünlerinde, isterse kendi yüreklerinin taşıdığı rıza ile gittikleri uzak diyarlarda bulunsunlar ,gönüllerini hep kendi yurtlarında bıraktılar.Gözleri hep yollarda oldu.Kaygusuz Abdal Mısır’da bulunduğu ,‘zulüm vakti’nde suyun öte yanından gelen feryatları elbet duydu.Duydu ve şunları söyledi,Akdeniz’in öte ucundan; ‘Bu defa gözü-gönlü kötülük ve kinle dolar,çaresiz kalır.Kalır çünkü ona göre bu halkın davranışları ve sözleri küfürdür.Az iken bunları kırmak gerek diye çalışırlar.Ama onların daha da kötüleri öyle sanır ki;Hakk erleri kırmakla tükenir.Oysa bizim yardımcımız Hakk’tır (Gerçektir),mahluk bize ne edebilir.’ Şeyh Bedrettin gençlik yıllarında Mısır’dan Turna Kuşu’nun Ülkesinden toplayıp getirdiği ateşi Ege Denizi kıyılarına ve Balkanlara taşıdı. Kaygusuz Abdal Antalya’da Abdal Musa dergahında bulduğu ilmi irfanı Mısır’da yaymak için yola çıktı. Muradı Hermes’in gizem okulunu yeniden kurmaktı . Şeyh Bedrettin ile Kaygusuz Abdal’ın öyküleri Anadolu platosunda her zaman var olmuş Turna Kuşu’na duyulan sevdayı,hasreti ve vuslatı anlatır, iki naçiz örnektir.Dördüncü yüzyıldan on dördüncü yüzyıla değin,ve on dördüncü yüzyıl sonrasında, Mısır ile Anadolu arasında yaşanmış ve kaybolmuş,bir daha hatırlanmayacak ve bilinemeyecek kim bilir daha ne çok ‘ışk’ öyküsü vardır. Erdogan Çınar Aleviligin kökleri |
|
|
|
| Ali karul Üyemize teşekkür eden: 4 Can |
|
|
#2 (permalink) |
|
Bölüm Denetmeni
Üyelik Tar: 31-01-09
Nereden: İstanbul
Yaşınız: 26
Mesaj Sayısı : 205
Ettiğin Teşekkür: 158
Edilen Teşekkür: 467
|
Ne yazıkki literatür Şeyh Bedrettin ve isyanını tek cümle ile geçer...
__________________
Geç gelen adalet adaletsizliktir... WALTER SAVAGO LANDOR |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 07-11-08
Nereden: Ege Bölgesi
Mesaj Sayısı : 6.594
Ettiğin Teşekkür: 6.168
Edilen Teşekkür: 7.770
|
Şeyh Bedrettin'in zındık olarak suçlanmasının nedeni, Varidat adlı yapıtındaki şu görüşleridir.
* Her ne ararsan ki mutlaka insanda vardır. Ancak örtülüdür. Örtünün kaldırılmasından sonra, doğruluk yolcuları için yol açılır. * Bizim varlığımız sonuç şudur ki, halk tarafından peygamber ve erenlere bol keseden yakıştırılan özellikler ne eski yüzyıllarda olmuş; ne de ilerideki yüzyıllarda olacaktır. * Henüz şeytandan kimi izlerin kalması da, kuruntu ve düşlerin kimi kişilerde bugün bile yaşamakta olduğunun kanıtlarıdır. *İnsana öğretilen ve onlarda olması gereken işitici, görücü, bilici vb özellikler, Tanrı'nın kendi adlarıdır. Bu, o demektir ki Tanrı, bilim, güç, işitme, görme, isteme, dileme vb. niteliklere tümü ile sahip olmaları için melekleri değil, insanları yaratmıştır. * Nebilere, velilere, mürşitlere bel bağlanmaması gerekir. * Bizim bildiğimiz kıyamet, bencilliğin doğması ve sıfat saltanatının kalkmasıdır. Eğer sen dilersen, ölen birisi için kıyameti koptu diyebilirsin. * Halkın sandığı gibi haşr, yani gövdelerin dirilip yeniden mahşere gelmesi olanaksızdır. * Bütün namazlar ve niyazlar, ahlakın düzeltilmesi ve iç yüzün arınması için bir araçtır. Gerçek tapınmanın hiçbir dönemde kuralı ve koşulu yoktur. Hangi biçimde yapılırsa yapılsın, Tanrının dileğine uygun olur.
__________________
Katra idim ummanlara karıştım Kaç bulandım kaç duruldum kim bilir Devre edip alemleri dolaştım Bir sanata kaç sarıldım kim bilir Bulut olup ağdığımı bilirim Boran ile yağdıgımı bilirim Alt'anadan doğduğumu bilirim Kaç ebeden kaç soruldum kim bilir Kaç kez gani oldum kaç kere fakir Kaç kez altın oldum kaç kere bakır Bilmem ki kaç katip ismimi okur Kaç defterde kaç dürüldüm kim bilir Bazı nebat oldum toprakta sürdüm Bilmem kaç atanın sulbünde durdum Kaç defa Cennet-i alaya girdim Cehenneme kaç sürüldüm kim bilir Kaç kez alet oldum elde bakıldım Semadan kaç kere indim çekildim Balçık olup kerpiç kerpiç döküldüm Kaç bozuldum kaç kuruldum kim bilir Dünyayı dolaştım hep kara batak Görmedim bir karar bilmedim durak Üstümü kaç örttü bu kara toprak Kaç serildim kaç dirildim kim bilir Güfrani'yim tarikatım boş değil İyi bil ki kara bağrım taş degil Felek ile hiç hatırım hoş değil Kaç barıştım kaç darıldım kim bilir |
|
|
|
| Bûşasb Üyemize teşekkür eden canlar | Ali karul (19-03-09) |
|
|
#4 (permalink) |
|
alikarul@mynet.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tar: 06-11-08
Nereden: Rusya
Yaşınız: 41
Mesaj Sayısı : 2.251
Ettiğin Teşekkür: 6.647
Edilen Teşekkür: 3.403
|
Şeyh Bedrettin ile ilgili eleştir tamamen gerçek dışı,ulu mürşiti bir tür islamlaştırma girişimi.
1802 doğumlu Fransız arkeoloğu Charles Texier'in daha herşeyin üzeri bu kadar örtülmeden ondokuzuncu yüzyıl başlarında kaleme aldığı'Küçük Asya 'adlı ünlü eserinde Şeyh Bedrettin'den şu sözlerle bahsediyor. ''Devlete karşı olan bütün bu isyanların en tehlikelisi 1419 yılında Bedrettin adında yalnız devletin mülküne değil,İslamiyetin özüne de saldıran bir bağnazın ayaklanmasıydı.......Bedrettin'in mezhebi üç kelime üzerine kuruluydu.Bunlar fakirlik,eşitlik ve malların kullanılmasına katılmadır.'' Küçük Asya 3.cilt sayfa 75 O kadar İslami eğitim alan,ilahiyat dersi alan bir zat İslamiyetin özüne neden düşman olsun.Bunlar temelsiz söylemler,Şeyh Bedrettin'i müslüman gösreme çabalarından başka birşey degil. Şeth Bedrettin Simavna kadısının oğlu idi ancak Sımavna doğumlu değildi.Simavna babasının görevi dolaysı ile bulundukları yerdi.Şeyh Bedrettin Tire doğumludur. Şeyh Bedrettin'in Kadı oğlu olması onun müslüman olduğun delili sayılmaz çünkü Osmanlının kuruluş yıllarında Aleviler Osmanlı yönetiminde ağırlıktaydılar .Şeyh Bedrettin'in kendisi de Musa Çelebi'nin kazaskeri idi. İlk padişahlar zamanında Osmanlı devleti henüz sünnileşmemişti.Şeyh Bedrettin olayı ile birlikte Alevileri karşısına alan Osmanlı devleti sünnileşp şeriata kaydı.Fatih döneminde saflar keskinleşti. Yavuz ile birlikte Osmanlının Alevilere karşı duyduğu öfke doruğa çıktı. Bu arada Yavuz'un Bektaşi olduğunu ve bu öfkeyi ,yine Bektaşi olan Yeniçeriler vasıtası ile Alevilerin üzerine yönelttigini unutmamak gerekir.Kısaca 40 000 Aleviyi katleden Padişahta Bektaşi Katliamı yapan Ordunun büyük bölümüde Bektaşi. H.Bektaşi Veli'nin kendisinin Bektaşi olmadığı ,saygın bir Alevi mürşidi olduğunu ve Bektaşilik ile ilgisinin olmadığını biliyoruz.Bektaşilik 1499 da ,Balım sultanı eli ile kurumsallaştırılmış bir osmanlı tarikatıdır. Saygılar.
__________________
Biz aşığız ne söylesek Sözümüzde yalan olmaz Sır içinde sır saklarız hiçkimseye ayan olmaz. Saygılar Sevgiler Ali karul. Işık'la Kalın . |
|
|
|
| Ali karul Üyemize teşekkür eden canlar | Bûşasb (19-03-09) |
|
|
#5 (permalink) |
![]() Üyelik Tar: 17-11-09
Nereden: istanbul
Yaşınız: 52
Mesaj Sayısı : 20
Ettiğin Teşekkür: 0
Edilen Teşekkür: 37
|
H.Bektaşi Veli'nin kendisinin Bektaşi olmadığı ,saygın bir Alevi mürşidi olduğunu ve Bektaşilik ile ilgisinin olmadığını biliyoruz.Bektaşilik 1499 da ,Balım sultanı eli ile kurumsallaştırılmış bir osmanlı tarikatıdır.
çok şaşirdim hacı bektaşıyı bu güne kadar bektaşı olarak biliyordum.bu yazıdada saygın bir alevi murşidi tezi çıktı.oysaki bu güne kadar bektaşı ,ahmet yasevi yakın ,mevlaniye yakın oldugunu halende ezberimizde var. bu bektaşi biraz daha doyurucu olarak acıklansaydı daha iyi olurdu eline sağlık can |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| alevi, alevilik, erdoğan çınar, kızılbaş, varidat, zındık, şeyh bedreddin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Mahmud | Bûşasb | Felsefe | 0 | 19-04-09 18:48 |
| Bedrettin isyani ve Alevilik'teki yeri | Naki | Bedrettiniler | 1 | 19-12-08 17:58 |
| Dil Seçimi - Language Selection |
|
|