Alevivizyon.com ,Kadim Alevi Platformu
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Alevi Araştırmaları Alevilik üzerine araştırmalar, düşünceler, incelemeler

Go Back   Alevivizyon.com ,Kadim Alevi Platformu > Alevilik Genel > Alevi Araştırmaları
Facebook

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-05-09, 11:14   #6 (permalink)
 
h-alibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tar: 09-11-08
Mesaj Sayısı : 690
Ettiğin Teşekkür: 1.481
Edilen Teşekkür: 2.002
Standart Cevap: Bir Ütopya: Rıza Kenti

Alıntı:
şahaydar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu söylence aleviliğe zenginlik katarken h-alibaba arkadaşın anlatımında yolaçıkarak şöyle bir düşünce oluşuyor insanın kafasında "alevi kültürü öyle zannedildiği gibi zengin bir kültür de değilmiş. Bak bu söylence de başka kültürlere aitmiş."
Sevgili şahaydar
Böyle bir kanıya varmana hangi kurmuş olduğum cümlem neden oldu bilemiyorum. Ben asla Alevi kültürü zengin değildi demedim ve diyemem, tam tersi bütün kültürlere bir şeyler kattığına inanıyorum. Varmış olduğun kanaatin kaynağını biraz açarsan sevinirim.

Ben mesajımda o söylencenin Alevilere ait olduğunu savunurum ve bu söylencenin istikametini başka yöne çevirmeye çalışıldığına işaret ediyorum. Ve ben Rıza Şehrine inanıyorum. Rıza Şehri ve söylencesi sadece Alevilerde vardır. Başkaları, başka yerlere çekebilir. Ama uymaz ve tutmaz. Çünkü kültür uyuşmazlığı vardır.

Sevgiler
__________________
Doğru duvar yıkılmaz.

Sen doğru dur, eğri belasını bulur.
h-alibaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
h-alibaba Üyemize teşekkür eden: 3 Can
Ali karul  (11-05-09), Bûşasb  (10-05-09), şahaydar (11-05-09)
Alt 10-05-09, 11:37   #7 (permalink)
Genel Sorumlu
 
Bûşasb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tar: 07-11-08
Mesaj Sayısı : 5.778
Ettiğin Teşekkür: 6.483
Edilen Teşekkür: 8.186
Standart Cevap: Bir Ütopya: Rıza Kenti

Alıntı:
şahaydar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Arkadaşlar bu tür düşünceler gerçekten alevile zarar veriyor. Alevilere ait olan ve bu temelde alevilere saygın bir konum kazandıran bu gibi söylenceleri başkalarına maletmeye kalkmayalım.
Sevgili şahaydar,

Şüpheci olmanın Alevilere zarar vereceğini düşünmemekteyim. Şüphe ve merak bilimin temelleridir. Hace Bektaş Veli'nin tek cümlede özetlediği ve sizin de bildiğiniz gibi İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Bu önermeye inanıyorsak eğer, şüpheci olmayı, merak etmeyi, bizlere kadar ulaşmış kültürümüzün altındaki gerçekleri bulmaya çalışmayı, Aleviliğin doğal bir tavrıdır şeklinde netleştirmeliyiz.

Rıza Kenti söylencesinin ütopik bir söylence olduğunu düşünüyorum. Halklar ütopik düşünce yaratabilirler. Kaldı ki tek tanrılı, kitaplı dinlerde geçen cennet ve cehennem düşünceleri de ütopiktir.

Rıza kenti düşünncesinin, diğer dinlerdeki cennet düşüncesine kaynaklık ettiğini sanıyorum. Ve bu ütopya'nın daha sonraları diğer dinlerden etkilenerek, bazı ayrıntılarının değiştirildiği düşüncesine ise Sn.h-alibaba'nın yakaladığı ayrıntıları bizlerle paylaşması ile kapılmaya başladım.

Rıza kenti, çok belli ki tamamen bu dünyaya ait kent. Olasılıkla, tarihöncesinde halkların yaşadığı ortakçı toplumlara ait yaşamın, sonraki kuşaklarda bir ütopya söylencesi olarak ortaya çıkmış şeklidir.

Bu anlamda, Rıza kenti sadece Alevilere değil, bir çok halka ait bir ütopyadır bile diyebiliriz.
__________________
Katra idim ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kim bilir
Devre edip alemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kim bilir

Bulut olup ağdığımı bilirim
Boran ile yağdıgımı bilirim
Alt'anadan doğduğumu bilirim
Kaç ebeden kaç soruldum kim bilir

Kaç kez gani oldum kaç kere fakir
Kaç kez altın oldum kaç kere bakır
Bilmem ki kaç katip ismimi okur
Kaç defterde kaç dürüldüm kim bilir

Bazı nebat oldum toprakta sürdüm
Bilmem kaç atanın sulbünde durdum
Kaç defa Cennet-i alaya girdim
Cehenneme kaç sürüldüm kim bilir

Kaç kez alet oldum elde bakıldım
Semadan kaç kere indim çekildim
Balçık olup kerpiç kerpiç döküldüm
Kaç bozuldum kaç kuruldum kim bilir

Dünyayı dolaştım hep kara batak
Görmedim bir karar bilmedim durak
Üstümü kaç örttü bu kara toprak
Kaç serildim kaç dirildim kim bilir

Güfrani'yim tarikatım boş değil
İyi bil ki kara bağrım taş degil
Felek ile hiç hatırım hoş değil
Kaç barıştım kaç darıldım kim bilir
Bûşasb isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bûşasb Üyemize teşekkür eden: 4 Can
Ali karul  (11-05-09), h-alibaba A.V.Yazarı (10-05-09), şahaydar (11-05-09)
Alt 10-05-09, 14:23   #8 (permalink)
 
h-alibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tar: 09-11-08
Mesaj Sayısı : 690
Ettiğin Teşekkür: 1.481
Edilen Teşekkür: 2.002
Standart Cevap: Bir Ütopya: Rıza Kenti

Alıntı:
Batıni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İyidere han köüyü canlar 24 haneden oluşuyor ve tamamı Alevi Kızılbaştır..
Araştırmalarımızı ve geçen konuşmaları size aynen aktarıyorum..
Rize'den bu köye çıkan canımızın yanındaki'ler oranın yerli halkı ve çıkarken bu köye aman dikkat et Hakkı, bu köyün tamamı Kızılbaş, Alevidir bunlar çok gattardır diğe başta uyarılıyor..Sonra köye çıkıldığın'da canımızın selam veriyor tabibi selamı alınmıyor neden mi?Çünkü bizim tarzimiz'da değil,sonra merhaba abiler dediğin'de selamı alnıyor ve sohbet başlıyor..
Nererilisin? kardeşim sorgu, suhal canımız doğuluyum aslen Tuncelliyim deyiyor ve memlektini söyledğinde inanılmaz bir ilgiyle karşılaşıyor o köyde ve halkın'da..
[Üye olmadan linki göremezsiniz... Alevivizyon.net'e Üye olmak için tıklayınız...]


Yukarıdaki alıntı Batıni arkadaşımız tarafından, Rizenin Alevi köylerini tanıtmak amacıyla alevivizyon foruma aktarılmıştır.

Alıntı:
Bûşasb Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

RIZA KENTİ

Bir zamanlar bir sufi dünyaya seyahate çıkar. Bir gün yolu, bir kente düşer. Bu kent, şimdiye değin gördüğü kentlere benzemiyordur. Sabah zamanı herkes işine gücüne gitmekte, sessizlik içinde yaşam sürmektedir. Kentin alışılmamış bir düzeni vardır. Sufi kentin düzenini görünce şaşar kalır. Öyle ki yaklaşıp birine bir şey sormaya cesaret edemez. Karnı acıkmıştır. Kenti gezerken bir fırın görür. Ekmek almak için içeri girer. Fırıncıya para uzatarak ekmek ister.Ama fırıncı hayretle paraya bakar. [Üye olmadan linki göremezsiniz... Alevivizyon.net'e Üye olmak için tıklayınız...]
Bu alıntı da Sevgili Bûşasb tarafında RIZA KENTİ başlıklı açmış olduğu konudan alınmıştır.


Rıza Kenti tarihi bilinmez. Rıza Kenti eski çağlara ait bir söylence iken, Rizenin İyidere Han köy ile davranış biçimlerinin birbirinin aynı olması dikkate değer bir ayrıntıdır.

Aleviliği araştıran araştırmacıların bir eksiği ortaya çıkmaktadır. Sadece yazılı kaynaklardan kanıt aramanın yetmediği, yerinde alan araştırmaları yapılarak uygun benzerlikleri yakalamak çok büyük bir önem taşıdığı bir gerçektir. Çok tanık olduğumuz yeni nesil insanların, binlerce yıl önceki insanlarla aynı tepkilere sahip olduğudur. O zaman alan araştırmalarının önemi büyüktür ve önem taşımaktadır.


Sevgiler
__________________
Doğru duvar yıkılmaz.

Sen doğru dur, eğri belasını bulur.
h-alibaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
h-alibaba Üyemize teşekkür eden: 2 Can
Bûşasb  (10-05-09), şahaydar (11-05-09)
Alt 11-05-09, 01:32   #9 (permalink)
 
şahaydar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tar: 09-05-09
Mesaj Sayısı : 17
Ettiğin Teşekkür: 32
Edilen Teşekkür: 54
Standart Cevap: Bir Ütopya: Rıza Kenti

Rızalık alevi kültüründe alevi inancı ve ibadetinde önemli bir yer tutar ceme başlamadan evvel rızalık alınır. Rızasız lokma yenmez, birkimsenin rızası olmadan o kişiye hiçbir işlem yapılmaz vs. vs. Şimdi bu minvalde düşünecek olursak ve Rıza kentinin de nerede kurulduğuna ya da olmuş olabileceğine dair bir kurgu yaparsak direkt olarak alevi felsefesiyle bire bir uyuştuğundan dolayı biz bu kentin alevilerin yaşadığı bölgeler içinde olduğunu söyleyebiliriz.
Sn H Alibaba'nın bilimsel kuşku yürütüp bir denklem içerisinde Rıza kentini araması kadar doğal bişey olamaz ancak aradığı yer yanlıştır. Çünkü biz bilirz ki Bayburt, Artvin, Rize (ki rumca rıza kelimesiyle uyumludur) alevi yığınlarının yoğun olarak yaşamadığı bir kenttir. Rıza kentini burada aramak hem yanlış hem de kafalarda kuşku yaratan bir tavırdır. Halbu ki sufinin kıza vermiş olduğu nardan hareketle narın hangi bölgelerde yetiştiği bu bölgelerde alevi kültürünün izleri aranmış olsaydı çok daha isabetli bir yaklaşım olurdu. Ben bilmsel kuşkuculuktan elbette ki yanayım. Bilimsel kuşkunun olmadığı yerde statik bir yapının eğemen olacağının bilincindeyim ancak bazı değerler vardır ki ona dokunulurken çok dikkatli davranılması gerektiği kanaatindeyim. Burada sözkonusu olan doğru ya da yanlış gibi önermeler olmuş olsaydı bu önermelerin üzerinde kırk kere, elli kere tarışılır yazılar yazılabilirdi. Rıza kenti ise bir önerme değildir. Sn H-Alibaba diyor ki:
"Rıza Kentini anlatan bu rivayette gerçekten “Cuma” günü geçiyor mu, yoksa bilerekmı sıkıştırılmış bilinmez, ama bu rivayette özellikle Cuma günü işlenmiş gibidir. Cuma günü kentin ortasındaki bahçede buluşma, sanki Mahşer günü Divan kurulmuş gibi bir anlam yüklenmiştir ve cennetle bir paralellik kurulmaya çalışılmış gibi, Hurrilerin, Gılmanların bulunduğu bir bahçe izlenimi verilmiştir."
Birincisi sözkonusu Rıza kentinde okadar yüce değerler okadar güzel paylaşımlar varken günlere takılmanın da çok büyük bir önemi yoktur. Eğer gençlerin buluşma günü cuma yerine cumartesi olmuş olsaydı biz burada yahudiliğin izlerini mi arayacaktık?
İkincisi biz biliriz ki mahşer günü kişinin (faninin) tanrıya hesap verdiği gündür. Bu günü kişinin (faninin) seçme şansı yoktur. O gün geldiğinde faninin Tanrı huzuruna kayıtsız şartsız çıktığı iddia edilir. Halbu ki sözkonusu Rıza kentinde rızalık sözkonusudur. Başta sufinin kente gelişi kendi rızasıyla gerçekleşiyor. Kişi eş aramak, gelecek kurmak, yuva kurmak için bahsi geçen yere rızasıyla gitmiştir. Dolayısıyla rıza burada da önemle karşımıza çıkıyor. Ayrıca cennete de cehenneme de kişi kendi rızasıyla değil birbakıma mecburiyetten gider. Huriler de gılmanlar da mecburiyetten vardır. Halbu ki burada mecburi bir durum sözkonusu değildir.
Sn H-Alibaba devamla "
Rize Şehri, Rıza Şehri olamaz mı? Neden olmasın. Aleviliğin bütün bulgularının ve izlerinin bu bölgede olması bir tesadüf mü? "
Birincisi Rıza şehriyle Rize şehri arasında benzerlik vardır. Yalnız bu sadece isim benzerliğidir. İsim benzerliğinin haricinde bizim bilmediğimiz bişey varsa lütfedin biz de öğrenelim. Yukarıda Nardan bahsettim. Bilinir ki nar karadeniz bölgesine özgü bir meyve değildir.
İkincisi ben Rize kentinde alevilerin bulgusunun olduğunu ilk defa burada sn Alibaba'da duyuyorum. Öğrenmek ayıp olmadığına göre bunu da öğrenmekten büyük bir keyif alacağım.
Selamlar.

şahaydar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
şahaydar Üyemize teşekkür eden: 3 Can
Bûşasb  (11-05-09), h-alibaba A.V.Yazarı (11-05-09)
Alt 11-05-09, 10:43   #10 (permalink)
 
h-alibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tar: 09-11-08
Mesaj Sayısı : 690
Ettiğin Teşekkür: 1.481
Edilen Teşekkür: 2.002
Standart Cevap: Bir Ütopya: Rıza Kenti

Alıntı:
şahaydar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Rızalık alevi kültüründe alevi inancı ve ibadetinde önemli bir yer tutar ceme başlamadan evvel rızalık alınır. Rızasız lokma yenmez, birkimsenin rızası olmadan o kişiye hiçbir işlem yapılmaz vs. vs. Şimdi bu minvalde düşünecek olursak ve Rıza kentinin de nerede kurulduğuna ya da olmuş olabileceğine dair bir kurgu yaparsak direkt olarak alevi felsefesiyle bire bir uyuştuğundan dolayı biz bu kentin alevilerin yaşadığı bölgeler içinde olduğunu söyleyebiliriz.
Sn H Alibaba'nın bilimsel kuşku yürütüp bir denklem içerisinde Rıza kentini araması kadar doğal bişey olamaz ancak aradığı yer yanlıştır. Çünkü biz bilirz ki Bayburt, Artvin, Rize (ki rumca rıza kelimesiyle uyumludur) alevi yığınlarının yoğun olarak yaşamadığı bir kenttir. Rıza kentini burada aramak hem yanlış hem de kafalarda kuşku yaratan bir tavırdır. Halbu ki sufinin kıza vermiş olduğu nardan hareketle narın hangi bölgelerde yetiştiği bu bölgelerde alevi kültürünün izleri aranmış olsaydı çok daha isabetli bir yaklaşım olurdu. Ben bilmsel kuşkuculuktan elbette ki yanayım. Bilimsel kuşkunun olmadığı yerde statik bir yapının eğemen olacağının bilincindeyim ancak bazı değerler vardır ki ona dokunulurken çok dikkatli davranılması gerektiği kanaatindeyim. Burada sözkonusu olan doğru ya da yanlış gibi önermeler olmuş olsaydı bu önermelerin üzerinde kırk kere, elli kere tarışılır yazılar yazılabilirdi. Rıza kenti ise bir önerme değildir. Sn H-Alibaba diyor ki:
"Rıza Kentini anlatan bu rivayette gerçekten “Cuma” günü geçiyor mu, yoksa bilerekmı sıkıştırılmış bilinmez, ama bu rivayette özellikle Cuma günü işlenmiş gibidir. Cuma günü kentin ortasındaki bahçede buluşma, sanki Mahşer günü Divan kurulmuş gibi bir anlam yüklenmiştir ve cennetle bir paralellik kurulmaya çalışılmış gibi, Hurrilerin, Gılmanların bulunduğu bir bahçe izlenimi verilmiştir."
Birincisi sözkonusu Rıza kentinde okadar yüce değerler okadar güzel paylaşımlar varken günlere takılmanın da çok büyük bir önemi yoktur. Eğer gençlerin buluşma günü cuma yerine cumartesi olmuş olsaydı biz burada yahudiliğin izlerini mi arayacaktık?
İkincisi biz biliriz ki mahşer günü kişinin (faninin) tanrıya hesap verdiği gündür. Bu günü kişinin (faninin) seçme şansı yoktur. O gün geldiğinde faninin Tanrı huzuruna kayıtsız şartsız çıktığı iddia edilir. Halbu ki sözkonusu Rıza kentinde rızalık sözkonusudur. Başta sufinin kente gelişi kendi rızasıyla gerçekleşiyor. Kişi eş aramak, gelecek kurmak, yuva kurmak için bahsi geçen yere rızasıyla gitmiştir. Dolayısıyla rıza burada da önemle karşımıza çıkıyor. Ayrıca cennete de cehenneme de kişi kendi rızasıyla değil birbakıma mecburiyetten gider. Huriler de gılmanlar da mecburiyetten vardır. Halbu ki burada mecburi bir durum sözkonusu değildir.
Sn H-Alibaba devamla "
Rize Şehri, Rıza Şehri olamaz mı? Neden olmasın. Aleviliğin bütün bulgularının ve izlerinin bu bölgede olması bir tesadüf mü? "
Birincisi Rıza şehriyle Rize şehri arasında benzerlik vardır. Yalnız bu sadece isim benzerliğidir. İsim benzerliğinin haricinde bizim bilmediğimiz bişey varsa lütfedin biz de öğrenelim. Yukarıda Nardan bahsettim. Bilinir ki nar karadeniz bölgesine özgü bir meyve değildir.
İkincisi ben Rize kentinde alevilerin bulgusunun olduğunu ilk defa burada sn Alibaba'da duyuyorum. Öğrenmek ayıp olmadığına göre bunu da öğrenmekten büyük bir keyif alacağım.
Selamlar.


Sevgili şahaydar
Halbuki senden önce davrandım ve benim yazdıklarımı yanlış anladığını açıkladım. Fakat yine de yazdıklarımı yanlış anladığın ayan beyan olduğu ortadadır.

Yani özetle “Rıza Şehri” efsanesi Alevilere ait bir efsane olduğunu anlatmaya gerek varmı bilmiyorum. Hal böyle iken, ben “Rıza Şehri” efsanesine söz konusu edilen bazı kavramların özel bir amaçla konulmuş olabileceğine işaret ettim. Veya bu efsaneyi yazan bu şekilde duymuş olacak ki böyle yazmıştır. Yani, İslamiyetle bağını kurmak için bu efsaneden değişikliğe gidildiğini anlatmaya çalıştım. Fakat sen farklı anladığın ortadadır. Mesajımı tekrar okuman gerekecek.

Aslında bu efsane yazısında söz konusu olan “bahçe” efsanenin orijinal anlatımında geçen “has bahçe” olarak geçtiği bilinir. Ama burada bahçe olarak geçmektedir.

Benim farkına varmadığım güzel bir ayrıntıya işaret etmişsin. Evet rivayette “nar” bahçesinden söz edilmektedir. Bu ayrıntı dikkate alınmalıdır. Ama yanıldığın Karadeniz bölgesinde narın yetişmediğidir. Oysa nar Karadeniz bölgesinde yetişmektedir. T.C Rize Valiliği Resmi İnternet sitesinde, Rizede yetişen meyveleri şu şekilde sıralamaktadır; “Meyve üretimi olarak, 33757 dekar alanda meyve üretimi yapılmakta olup, bu meyveler arasında Kivi, Trabzon hurması, nar, dut, erik, kiraz, şeftali, vişne, elma, armut, muşmula, ceviz, fındık, kestane, limon, portakal ve mandarin yer almaktadır.” Diye yazılıdır.

Rize kenti ile ilgili Alevilik bulgularını benden duyman. Rizede Alevilik bulguları yoktur anlamına gelmemektedir. Benim bu ve benzeri konularda ki yazılarımı birazcık incelersen bu bulguların varlığı veya yokluğu konusunda fikir sahibi olursun.

Sevgiler
__________________
Doğru duvar yıkılmaz.

Sen doğru dur, eğri belasını bulur.
h-alibaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
h-alibaba Üyemize teşekkür eden canlar
Bûşasb  (11-05-09)
Cevapla

Etiketler
esat korkmaz, rıza, rıza şehri, sufi, ulu divan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Thomas More / Ütopya Bûşasb Felsefe 0 10-05-09 07:41
Ütopya Bûşasb Felsefe 8 19-04-09 18:35
Adım Seyyid Rıza Kamo Biyografiler 7 05-03-09 19:15
Ali Rıza Uğurlu Dede- İncinsek de incitmeyeceğiz mihrali Alevilik Güncel 0 06-12-08 11:19
Rıza Tevfik Kul Seyyid Ulu Ozanlarımız 19 12-11-08 08:13


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:02.


Telif Hakları vB v3.8.2© 2000-2010, ve Jelsoft Ent. Ltd. aittir.
Tercüme Eden : Volkan
Tüm Hakları Alevivizyon.com'e aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve değiştirilemez.
Seo by Zoints/created by
www.alevivizyon.com
Dil Seçimi - Language Selection
العربية - български - català - česky - Dansk - Deutsch - Ελληνικά - English - Español - suomi - Français - hrvatski - Indonesia - Italiano - עברית - Lietuvių - latvie�u - Nederlands - norsk - हिन्दी - Polski - Português - Română - Русский - slovenčina - sloven�čina - српски - Svenska - Filipino - українська - Tiếng Việt

firma ekle yeni oyunlar TOPlist TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi Arama Motoru Toplist Devrimci Siteler site ekle
toplist